|
Suçlu cocuğun, suçlu yetişkinlerden ayrı olarak
değerlendirilmesi ve onları yeniden eğiterek topluma kazandırma düşüncesi
oldukça yenidir. İngilterede 19. yüzyılda yaş ve suç ayrımı gözetmeksizin
suçlu çocuklar en ağır cezalara çarptırılıyordu. Çocuk suçluluğunun sosyal
tehlike oluşturacak kadar artış göstermesi bu konuya eğilme
gereksinimlerini doğurmuştur. Çocuk suçluluğu olgusunun ortaya çıkış
biçimleri ve önleme yolları araştırılmış, diğer yandan çocuğun zeka ve
kişiliğindeki özellik ve farklılıklarla onun topluma yeniden uyumunu
sağlıyabilmek için uygulanması düşünülen önlemler incelenmiştir. Daha
sonraki aşamalarda ise çocuk suçlarına ilişkin özel mahkemelerin kurulması
zorunluluğu ortaya konulmuştur.
Çocuklar tarafından işlenen suçlar gerek türleri gerekse nedenleri
açısından yetişkinlerden farklıdır. Bu dönemdeki suçluluk kavramını,
klasik ceza hukuku kitaplarındaki “kanunların gösterdiği suç, bu suçu
işleyen kişi de suçludur” şeklindeki tanımlamalarla açıklamak oldukça
güçtür. Zira çocuk suçluluğu derinlemesine incelendiğinde sorunun salt
hukuksal bir problem olmadığı görülecektir. Hukuksal boyutun yanında psiko-pedogojik
ve sosyal bir olgu olduğu açıkça görülür. Bu dönemde işlenen suçu,
yetişkin dönemde işlenen suçtan ayıran en büyük özellik, kişiliğin oluşma
aşamasını içeriyor olmasıdır Yeterince olgunlaşmamanın sonucu olarak çocuk
belirgin bir dengesizlik içindedir. Çocuğun, gerek kendi kişisel
durumundan gelen etkenler gerekse çevresel etkenler onun bu uyumsuz
davranışı göstermesinde önemli vektörler olarak gözükmektedir. Bu noktada
sosyo-psikolojik veriler olayı daha net bir biçimde anlamamıza yardımcı
olacaktır;
II. Sosyolojik Açıdan Çocuk Suçluluğu
A. Çocuk Suçluluğu
Çocuk ne doğuştan kötü nede iyi olan bir varlıktır. O da her canlı
varlık gibi değişen, çevresi ile etkileşen ve gelişen bir bireydir. Onun
iyi ya da kötü olmasını belirleyen eğitim ve yaşantılarıdır. Bu da çocuk
suçluluğunun kökeninin hukuksal olmaktan öte psikolojik ve sosyolojik
olduğunu gösterir.
Doktrinde çocuğun suçluluğa yönelmesinin nedenleri konusu genel olarak
üç başlık altında ele alınmaktadır
Çocuğun yapısı, özellikleri ve yeteneklerine ilişkin etmenler,
Çocuk üzerindeki çevresel etkenler, özellikle içinde yetişip büyüdüğü en
yakın çevre olan aileden başlıyarak etkilenmesi,
Sosyal çevre ve yaşam koşulları.
Çocuk suçluluğunda bu etmenler bir biriyle çok yakın ilişki içinde olup,
suç bu etmenlerin olumsuz etkisinin bir bileşkesi olarak ortaya
çıkmaktadır.
Yapılan araştırmalar, çocuğun yetiştiği aile yapısının tipi,
oluşturulan kontrol mekanizmaları, çocuğun sosyal çevresi, içinde
bulunduğu grubun normları,değer yargıları suça ortam hazırlayan
faktörlerdir. Şimdi bu faktörlerin etkisini daha detaylı olarak
inceleyelim;
1. Çocuk Suçluluğunun Nedenleri
a) Kişiye ve Kişiliğe Bağlı Nedenler
Çocuğun fizik özelliklerinin ya da psikolojik durumunun suçla olan
ilişkisi bir çok araştırmaya konu olmakla beraber her iki etkende tek
başına suçlulukla ilişkilendirmek için yeterli görülmemektedir.
Fizik ya da psikolojik rahatsızlıklar kalıtımsal olarak ortaya
çıkabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Türkiye’de kalıtım ile
suçluluk arasındaki ilişkiyi saptamak için yapılmış araştırma yoktur.
Sadece bazı araştırmalarda suçluların ailelerinde görülen ruhsal ve
bedensel aksamalara ait sayılar bulunmaktadır.
İzmir çocuk Islah evinde yapılan çalışmalarda psişik duruma ilişkin
eğilimler % 12 çocuğun normal, %73’ ünün hafif nevrotik olduğu
şeklindedir.
Çocukların % 52’sinde uyum ve endişe problemleri, %70’inde ise
depresyon, %40‘da ise nevrozite ve anksiyete, %54’ünde korku reaksiyonları
görülmüştür. Bu etkenlerin içinde suçla doğrudan bağlantısı en çok olan
psikopatik belirtiler ise %45 oranındadır.
Çocuk suçluluğunun kalıtımsal olmayan kişisel sebepleri arasında,
annenin hamilelik sırasında yeterince beslenmemesi, ilaç alkol ve
uyuşturucu madde kullanması, psikolojik ve fizik şoklara maruz kalması,
radyoaktif maddeye maruz kalması, ağır doğum koşulları ve doğum sonrası
uygun olmayan bakım altında kalması gibi nedenler vardır İstanbul
Kriminoloji Enstitüsün de yapılan ankette çocukların %13 gibi önemli bir
bölümünün ağır beden ve ruh hastalıkları geçirdikleri saptanmıştır. Bu
göstergeler kişisel sebeplerin çocuk ve çocuk suçluluğu ilişkisinde
dikkate değer bir ölçü olduğunu belirtmektedir.
b) Zeka seviyesi ve suç ilişkisi
Suçlu çocuk araştırmalarının akıl hastalığı, uyuşturucu madde ve alkol
kullanımı ile suç ilişkisinin yanı sıra, üzerinde durulan diğer önemli bir
alanda zeka seviyesi ile suç ilişkisidir.
ÇCI de yapılan bu testte “Culture free” testi olan Cattel zeka testi
uygulanmış olup toplam 100 çocuktan 10 ‘u normal, 8’i normal altı 19’u
sınır, 39’u debil, 19’u moron, 5’i ise embesildir. Testin uygulanmasında
güvenilirliğin sağlanması için çocukların genel olarak kültür düzeylerinin
düşük oluşuda gözönüne alınarak soru tekrarı ve standart süreden fazla
süre tanıma yollarına gidilmiştir.
Bu araştırmanın değeri, aynı yaş guruplarındaki suç işlememiş çocuklara
ilişkin zeka testleri ile karşılaştırma ile ortaya çıkacakır. Zeka
azlığının suç işlemede bazı potansiyel özelliklerde yatkınlık gösterdiği
bilinmektedir. Zeka azlığının etki altında kalmayı kolaylaştırması, uyum
problemleri yaratması, suçlarını ve suça ilişkin delilleri karartmadaki
başarısızlıkları da suç açısından oran arttırmaktadır. Buna rağmen
sözgeçen araştırmada %63’e varan zeka geriliği anlamlı bir korelasyon
olarak görülmektedir.
c) Çevresel sebepler
aa) Ailenin çocuğun suça yönelmesindeki etkileri
Kişiye ve kişiliğe bağlı nedenlerden daha yoğun olarak çevrenin,
özellikle de en belirleyici olarak ailenin suça yönelmede önemli bir etken
olduğu bir çok çalışmada saptanmıştır. Aileyi “bireyin en yakın olduğu ve
toplumsallaşma süreci içinde birey üzerinde en etkili olan toplumsal
gurup” olarak tanımlayabiliriz Çocuk, ilk ve en yakın çevresi olan aileden
oldukça yoğun bir biçimde etkilenir. Fiziksel psikolojik gereksinimlerin
yanında, aile ortamı çocuk için vazgeçilmez olan güvenlik ve sevgi
gereksinimleri karşılar. Bu da çocuğun suça yönelmesini engeller. Bunun
yanında aile ortamını oluşturan diğer bireylerin özellikle de anne ve
babanın hem evliliğin getireceği sorumlulukları karşılayabilecek kadar
olgun hem de çocuklar için birer model olabilecek yetkinlikte olması
gerekir.
|